1.7.10

Ayna Ayna, Ah Ulan Ayna!

Bir ay sonra yine "ayna önüne geçip bakalım ne kadar değişmişiz" analizi için aynanın karşısına geçmiş bulunduk. Aynada her sabah kendime bakmayalı yıllar oldu. Sabahları yüzümü yıkayıp aynaya döneceğim anda nefsimin köpek gibi aç isteğine "bok ye!" diyerek kendimi banyodan dışarı atıyorum.

Bunların tüm sebebi utancımdan yüzüme bile bakamadığım yıllara dayanır. O zamanlar ayda bir bile bakmıyordum. Hatta kendimle ilgili hiçbir şeye bakmıyordum. Sonraları en güzeli çocukluktu diye çocukluk fotoğraflarıma bakmaya başlamıştım. O zamanlar tertemizdim, şimdi o "ter" hecesi kelime olmuş her yerimden akıyor, temizlik; isteksiz sevişmeler sonrası alınan gulsül kadar. Hasılı çocuklukta ki "tertemiz" kelimesinden bile eser kalmamış. O melek gibi çocuktan bu tip düşmanı nasıl çıkmış, o da fizyolojinin attığı kazık olarak cepte kalsın bakalım..

"Süzme bir godoş, olmuşum lan ben" göz yaşlarıyla izlediğim bu hazin tablodan sonra ne kadar değişmişim acep diyerek ayda bir aynaya bakma fikrini zuhur ettim. Bu zuhurda babamın "ulan hiç aynaya bakmir misen? Ecayip hayvanlara benziyirsen!" tespiti önemli rol oynar. Babamın bu sempatik uyarı ardında gösterdiği gizli şiddet kartını görecek, eski türk filmlerdinde Kartal Tibet' in karşısında oturan kalın gözlüklü adam gibi hemen pas diyecektim. Kendi iç dünyamda ise hali hazırda godoş olmanın yanında hayvan olmayı bünyem bana çok gördü, yeter yahu, netenyahu musun sen? Oha!, dedi hatta.

Ohanın kralı bugünkü ayna iştirakında gerçekleşti. Yüzümde makas alınacak kadar nur kalmamış. Babam halt etmiş. Ne hayvanı? Yaratığa dönmüşüm yaratığa! Saadettin Teksoy'a yakalanmasak ne ala. Öyle bir oha çektim ki karşıki dağdan ağlamaklı yankılar geldi. Ben sünnetimde canı çük görmek istedikçe şapkayı kaldırıp çüküme bakan kızların böğürtülmüş gözlerine böyle oha dememiştim.

O anda gözlerde bir flulaşma, bir geriye gidiş, içte yaşanan hafıza patlamaları... Evet herşey o gün başlamıştı; Hemen kendi filmimi çektim. Arka fonda Orhan Gencebay'dan Çilekeş şarkısı başladı. Ben ona ne kadar sevdiğimi, aşık olduğumu söylüyordum. O bana ama ben seni kardeş gibi görmüştüm diyordu. Kardeş gibi görmek? O ne demek? Kardeş gibi görmenin neresi sevmenin engeli? Tabiki bunlar köyden daha yeni çıkan bir gencin saf sorunsalları...

Ben onun gözlerine bakıp bütün gün konuşmayı hayal ettiğim esnalarda, o benim onun üstündeki manevralarımı hayal etmiş. Biz saf anadolu çocukları için sevmek güzel bir dağ manzarasıyken, İstanbul kızının aklına dağınık yatak getiriyormuş. Oysa bizim için cinsellik "tuttu furutti" öğretmenliği kadar bir dersti. Ertesi günkü erkekler arası cinsellik söyleşileri "olumm dün gece kısa sarışın kızın kutusunu açtılar" dan öte gitmedi.

Elbette şimdilerde ne o saf anadolu çocukları kaldı, ne dağ manzaraları. Partneriyle yatağı sağdan sola, yukardan aşşağı çözen genç bulmaca sevdalar çok moda. Tabi ki moda buysa Ateş Böceği Ercan da benim. Tek idolüm Erdal Acar' a buradan selam olsun. Ayrıca yaptığı parçalarla yolumuza ışık tutan Tuğba Ekinci hayranlığımıza da değinmeden geçemiciim.

Aynalara küsecek kadar kendimden utanmıştım. Aynalara küsüş artık sadece alışkanlık, belki Şuayip kadar aynalara hayrımın olmamasının gereksizliği ama artık utanış değil. Bu katkısından dolayı da hayata ve onun cinsel organ beyinli figüranlarına teşekkürlerimi borç bilirim.

Bir sonraki ayna önü değişim zırtısında kendimi daha az hayvanlaşmış bulmak dileğiyle esen kalın...

5 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

Venüs Gamzeli Kız dedi ki...

lazanya nın bloguna yazdıın yorumu çok beendim o yüzden izlemeye aldım seni arkadaşım. :) en kısa zmanda yazılarını da okuyacağım :) memnun oldum kabakulak :p

KabaKulak dedi ki...

vay be ilk defa izlenmemin gerekçesi böyle bişe. Heycanlandım. Memnun oldum bende. Hoşgeldin... :)

C3Moi dedi ki...

sen hiç afiyetle bi yazı okudun mu ben senin bloguna uğradığımda okuyorum

KabaKulak dedi ki...

bülent ersoylaşmak istemem ama, duygularımız karşılıklı :)

Adsız dedi ki...

kesinlikle inanılmaz leziz. :) İnsan kendini bu kadar mı güzel tasvir eder.

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!