5.6.10

Fakirliğin Görünmeyen Bi Ton Yüzü!

Nihayet hayat fakirim de dedirtti. Üniversite sonrası yaşadığım zırt psikolojisi yetmemiş, askerlik bunalımı kafamda Bihter&Behlül gibi ayıp şeyler yapmış ama o da son durak burası değil demiş. İşsizlik, babamın kredi borçları, annemin acayip, enteresan, hatta komik, pazarlamada hiçbir yer bulamamış, gördüm-özendim-istiyorum harcamaları, kardeşimin üniversite kantinine, yurduna, çayına, internetine, winston sigarasına katkı payları, abimin inatla o fukara sevgilisine taktığı yüzük, 5 i bir yerde, o yerde götüme çok yakın bir yerde.... fakirim ben.

Üniversiteden mezun olduk babamızın üstünden çıktık artık. Bir işim, sigortam, evlilik programlarında bekleyen kokoş zengin bi yavuklum yok. Hem ananesel hemde devletsel olarak ben artık yalnızım. Bugün başıma gelebilecek bir hastalık durumunda ailemin en yakın Erzurumlu İbrahim Hakkı' ya başvurup ucuz bitkilerden şifa elde etmeye çalışmaktan başka yardımı dokunamaz. O da annemden yiyeceğim onca laf zaten beni ya öldürür ya iyileştirir.

/Bunun adı risk.!/

Parasızlığımın boyutu baya aldı başını gitti. Bugün daha önce internet sitesinin birinden başvurduğum bir şirket, koşun, gelin size para olayım yağayım, sigorta olayım dişinizin yapılmayan dolgusu kalmasın bunun karşılığında siz sadece çalışın diye çağırdı.

Görüşmeye çağrıldığım yer şehir ahalisinin selam, sabah vermediği, dolmuşçuların bile millete "oraya giden var mı?" diye sorup götürdüğü, yada sırf uyuzluğuna millete korku vermek için gittiği bir yer. Yani parasını ödediğim dolmuşun bile gitmesi için ya yalvaracam ya da şöförün ibneliği tutacak..

Değiştireceğim 2 vesait ile toplamda 3 lira para lazım oldu. Aramadığım delik kalmadı. Cebime elimi atıyorum dilencilerin bile artık kabul göstermediği 3 adet 5krş elime çarpıyor. Bundan bi sik olmaz diyorum, aramaya devam ediyorum arada yanlışlıkla yine aynı cebime elimi götürüyorum 3 tane 5krş' a elim değdiğinde heycanlanıyorum aha burada bişeler varmış diye, sonra aklıma geliyor, yok onlar bi sike yaramayanlar...Kanepelerin altı, minderlerin sağı, solu, bacımın eski çantalarının önü,arkası, bütün giyeceklerimin "önceden unutmuşumdur" ümidiyle aranılan cepleri derken 3.5 lira parayı denk ettim. Saatin acımasız ilerlemesine daha fazla kayıtsız kalamadım ve hemen yola koyuldum.

İş görüşmesi gerçekleşti ama ne görüşme. Son 10 dakikasını hiç hatırlamıyorum çünkü tek düşünce, "ulan şimdi nasıl eve döncen kocakulak!" Kadının son soruları o yüzden salak gibi sırıtarak geçti gitti. Teşekkür etti, ne boka yarıyosa bende ettim. Yolu gösterdi başladım cepleri yine kurcalamaya. 3.5liradan kalan 50krş değiyor elime yine heycanlanıyorum lan 1lira mıdir diye bakıyorum yok 50 krş. Anlaşıldı dedim başladım yürümeye.

Yürüyorum ama nasıl bi şarkı söyleyesim gelmiş, bağıra bağıra "çikita muzu" söylüyorum. Hani Akp ye oy atarsın ama tüm Türkiye' nin anasına küfretmişsin gibi utanır hiçbir yerde söyleyemezsin. Hatta oy atanların burdan Şam'a kadar taaa amığaalosyon.. diye kendini feda edersin. Bende de öyle bir çikita muz şarkısı hastalığı var. Ne yalnız kalsam şarkı pusuda yatmış gibi dilime pelesenk oluveriyor. Kimseye de söyleyemiyorum. Utanıyorum ne bilim işte. "çikita muz"'un tersten yazılışı belki de hoşuma gidiyor "zumatikiç" böyle çek cumhuryetinde tanrı gibi bir isim.

/vurgulu söyle de gör!/

Hani insan böyle tek başına kaldığında terletici sorular gelir aklına ya. Bana da iyi saatler olsuna "zenginler" geldi. Zengin ne demekti mesela? Kel, gözlüklü, göbekli adam geliyor zengin denince aklıma ilk. Bide Richie Rich' in köpeği. Richie Rich değil bak naalakaysa köpeği.

/şu yani!/

Hep kötü şeyler gelmesinin iki nedeni var; 1- Annemin dayıları, 2- Amcalarım. Annemin dayılarına annem kıl kondurmaz ama "zengin godoş" un tam tanımını benim aklımda en iyi onlar oluşturur. Birnin karısı ölür godoşun çok parası var tabi 1 hafta içinde yurt dışından özel karı sipariş ettirir kendine. Hani ölen karısının o güzelim ruhu gelmez ki şu adamın şükünü koparsın. Diğeri de ona inat karıyı boşar daha güzelini getittirir. Ama onun dul karısı o şükü keser.

/Yakında bekliyorum bakalım inşallah!/

Babamın zengin kardeşlerine de babama saygısızlık

/burada saygısızlık meal olarak birşeyden çok tırsma anlamında kullanıldı!/

olmasın diye laf etmeyiz. En son ben askere giderken ziyaretlerinde bulunduğum amcaların en zengini, altında 250 bin yuroluk arabayla gezerken, "iyi araba ama çok yakıyo!" demesin mi. Ulan bu kadar olmaz. Benim bildiğim o arabayı alan adam bittiğinde benzin koyar. Ne kadar yakacağının hesap trigonometresine de küfürle vurur. Hele askere gider ayak bana; "dur şimdi sen askere gidiyon sana harçlık verim" diyip, eli cebinde "verim mi?" diye bide olur verdirmeye kalkınca dayanamamış, bu zengin ama aslında çok fakir adama götümle gülmüştüm.

Ama hepsinin durumu aynı. "Zenginler" diye genellesem mi, şimdilik düşünüyorum ama çoğuna acıyorum o kesin. Kaldırım üstü adamlar bunlar. Ezeceklerini sanıyorlar kendinden az biraz fakiri her şekilde ve her yerde. O kadar küçük görüyorlar ki insanları, gözleri hep aşağıya bakıyor neredeler diye. Oysa ki benim gözlerim onların üstünde, onları izliyorum çok gülüyorum ama dedim ya acıyorum da. Sara hastası ruhları her devrildiğinde bi ton psikolojik haptan yardım dileniyorlar. Ancak hey hat. hiçbiri benim parasızlıktan 2 saat 48 dakika boyunca yürüdüğüm bağıra çağıra çikita muzu söylediğim o yolda aldığım zevki alamıyor.

Şu saate. Şurada. Şu yazdığım yazıyı anlamıyorlar.. Yazık. Üzülüyorum. Ayıca. Ne. çok. nokta. koyuyorum. hayırlara. vardır. bir. nedeni..... >>>>>>>

2 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

Adsız dedi ki...

Kabakulak, güzel yazmışsın bence. Emeğine sağlık..

Adsız dedi ki...

ben de acıyorum onlara :)

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!