20.6.10

Buyrun, Artık Sevüşebilirsiniz!

Ah Ah... Çocukluğumdan beri gitmiyordum şu düğün denen, feyşın rezalete. Elbette iki karşıt cinsin birbiriyle tanışıp, kaynaşıp, gizli gizli öpüşük, koklaşık yapıp, yeri geldiğinde aslanlar/yada genel olarak hayvanlar../ gibi sevişip, bunları ömür boyu beraber yapma standart sapmasına çarpan olması çok güzel bir olay. Taktir ediyorum. En azından artık gizli gizli yapmayacaklar. Babaları, anaları hatta bizler, bileceğiz ki akşamlar sabahı zor edecek. Minik öpücükler, kocaman çocuklar eyleyecek. Biz bunları bilip, düşünecek kadar terbiyesiz, kendimize bile çaktırmayacak kadar da George Clooney oluruz. Bizi zaten birileri seviyorsa bu yüzden seviyor. "Patavatsızlık" yapmadığımız için. En azından onlar kadar sahte, onlar kadar yapmacık olduğumuz için...

Evde hengame oğlu hengame. Bacım geçen haftalarda aldığı ani bir kararla kapandı. Dedikoduyu, sigarayı filan bıraktı. Ben bu kız ne güzel efendi açılımı yapıyor, ben neden hala liboşun tekiyim diye derdimden sigarayı 2 katına çıkardım ödeştik. Annem, bacımın artık onunla karşılıklı oturup sigara içerken sırayla tüm apartmanı dedikodusal süzgeçten geçirmeyeceğini anlayınca derdinden abimin fakir aynı zamanda her gördüğümde Safiye Ayla' yı hatırlatısıca nişanlısına sigara içmesi yönünde "guzum hele bi tane yak bak alışmazsın bitaneden" torbacılığı yapmaya başladı. Abimin nişanlısı da garibim, "ayy yokk valla teyze içmiim. şey pardon anne ihi.." diye ikilemelerde kalmış. Annem, abimin nişanlısı hediye bişe aldığı zaman "annesiyim işte" diye sevgi pıtırcığı oluyor, kız sigara içmeyince de "annesi nerden oluyorum daha fol yok yumarta yok, zaten bi gözü de eğrimi ne" diye götürüyo işi.

Bacım daha yeni olduğu için daha "düğüne giderken ki başörtüsü bağlama usulünü" bilmiyor. Hepsini öğrendi, "eve erkek misafir geldiğinde usülü", "gezmeye gidiyorum usulü", "bakkaladan hemen bişe alıp döncem usülü", "çok moralim bozuk usülü" ve dahasına da şurdan ulaşıyorsunuz.

Daha önce onlarca düğüne katılmış, ilk zamanlar oturduğu yerden anca masaya konan kuruyemişlere kadar bakabilen, alıştıkça tesettürlü göbek şovuyla ünlenmiş komşumuz hemen bacımın imdadına koştu. Saatlerce bitmedi. Kapanmadan önce saç faslı vardı lüle lüle, onları dümdüz edecem diye uğraşırdı. Saatlerce onu beklerdik. Hadi kapandı, artık ciyuvv diye çıkarız sandık ama hüsran. Yani o başörtü nasıl bir model oldu kafada kimse çözemez. Hatta harika bir KPSS sorusu olur. Bilin bakalım bu başörtüsünün başı, götü nerede diye.

Düğün çok sevdiğimiz eski bir komşumuzun düğünü. Tee Oha zaman öncesinden tanırım. Aile reisinin, sünnetimde her ağlama vaziyeti aldığımda ağzıma çikolata basması bütün sünnet fotoğraflarımın ağzımda çikolatalarla çıkmasına neden olmuş. İyi de olmuş aslında. Milletin sünnet fotoğraflarında gözleri başka şeyler arıyor. Ağzımdaki bütün haldeki çikolatalar, "şuradan mı kestiler" diye çükümle alakalı sorular değil, daha çok ağzımla alakalı oluyor.

Evimizdeki manevi büyüklüğü nedeniyle bu düğüne de katılımız şahane olacaktı. Girişte gelin, damat herkesi bırakacak, bizi karşılayacaklardı. Düğün çalışanları daha biz girerken ellerinde düğün üçlüsü kuruyemiş, kola, pasta ile bizi ağırlayacaklardı. Çünkü biz önemliydik. Her gördüğümüzde sıkı sıkı sarıldığımız insanlardı. Salonun önüne geldik, kimse yok. Şimdi gircez içeri bi bakacaz herkes ayaklancak "vay efendim kimler gelmiş" diye. Girdik salona gelin, damat oynuyor. Göz ucuyla baktım bize ayrılmış masa var mı? Yok. Göz ucuyla olacak iş değil dedim göz oldum öyle baktım, yine yok. Utanmadan gittim sordum bize ayrılmış masa var mı diye. Siz?? Peki o zaman şöyle oturalım dedik, oturduk bi köşeye.

Kimsenin iplememesi bizde mallamasına bir birbirimize bakış doğurdu. Hadi şarkı bitsin gidelim kutlayalım da buradayız mesajı verelim diye geçirdik aklımızdan. Müzik bitti. Gittik kutladık. Böyle sarılacak arada ağlayacak, biz de teselli edecez arkadaşı. Arkadaş bize "saolun yaaa" dedi döndü fotoğrafa poz verdi... Bende küfrettim. Yalan yok. Düğündür dedik, geçtik oturduk..

Elbette düğün salonuna ilk oturulduğunda şöyle karşılıklı adam akıllı bakışılacak, o oynamaya kalktığında oynanılacak, halay çekerse bırcır parmaktan tutup, arada yüzüne bakıp "tey tey" diyilecek, misket oynarken arada bi omuz da ona sallanacak bir karşıt cins aranır. Bulunamazsa önündeki kuruyemişten yersin. Azcık düğün moduna da girdin mi tek tabanca çıkar pervazsız göbeklerden atarsın. Bunlar aynı zamanda benim de sırasıyla yaptığım şeylerdi.

Düğün bittiğinde o en ince detayına kadar gözüm gibi baktığım gömlek resmen elimde dağılıyordu. Oynamaktan gözümün döndüğü bir anda gömleği tam çıkarırken biri "höyt" demiş Allahtan. İşsizliğimi unutturan herşey bende böyle bir psikoloji yarattı nedense...

Ter kan içinde bitirdik düğünü. İftiralar, dedikodular havada uçuştu ama moralim en çok evin önüne geldiğimizde kapıda kaldığımızı farkettiğimizde bozuldu. 5 kişilik aile ekibimizden hiçkimsede anahtar çıkamadı. Herkes suçu "diğer çantasına" attı, bende diğer pantolonuma attım suçu. Olan gece gece çilingire gide 20 liraya oldu. Yatamadım yazı yazdım. Sonuna da illa onu ekledim. Nasıl koyduysa.... Gecenin "en koyanı"nı öğrendiğimize göre diğer "en" lere geçelim

Gecenin "En Koyanı" Dışındaki "En"leri

En Baba Dedikoducu; Bacımla dans ederken,"bah bah bah ben bu kocakulağı yine bu kızla caddede gördüm kesin aralarında bişe var bunların" diyen, 94 yaşında ölmemeyi, caddede milleti tanımayı başarmış, adını hatırlayamadığımız kişi.

En Büyük İftiracı; Daha içeri girer girmez "ayyy buuu ooo" diye beni işaret eden, uzun boylu küheylan kız. İftira. ben "o"değilim.

En Hüsrancılar; Karşılama komitesi, kırmızı halı, hafif vodkası bol kokteyl içecekler, bizi görünce ayaklanmalar, sıkı sıkı sarılıp "nerde kaldınız çok korktum gelmiceksiniz" diye yakınmalar. İşte bunların hiçbirinin olmamayışının sebebi herkes.

En Sinirler; Salonda saklambaç oynayan çocuklar, uzun eşek oynayan damat erkanı, baktığımızı farkettiğinde mini eteğini çekiştiren kızlar..

En Şekerler; Masamıza gelen bacımın arkadaşları. Özellikle; Abin mi? Hangisi? Bekar olan mıı? diye soruyu dallandırıp "Ayy çoook memnun oldummm" diyenler..

Hepsine "En" ödülü olarak, Fatih Ürekle Üsküdardaki evinde çektirdiğimiz çırılçıplak fotoğrafımızı hediye ettim. Saolsunlar....

Yok öyle bi fotoğraf lan. Ne çok seviyonuz Fatih Ürek'i Benim yalnız çekilmişi var. İsteyene onu gönderirim.

5 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

C3Moi dedi ki...

Yazılarınız süper. Uzun zamandır böyle yazan biri görmedim.

KabaKulak dedi ki...

Ey dost. Yorumun mutlu etti. Sende olasın.

Azze dedi ki...

Naaptın küheylan kıza, itiraf et :)

KabaKulak dedi ki...

yav bişe yapmış olsam iftira etti diye kıza iftira eder miyim:):) Babamın da aklında soru işaretleri bıraktı temizleyene kadar neler çektim.

hem sen benden yana mısın, ondan yana mısın :PpPPpp

Azze dedi ki...

Valla bilemedim, sonuçta kulaklar kaba, benzetmiş olamaz küheylan, insan şüpheleniyor biraz o.0

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!