9.1.10

Biz Aslında Böyle Dememiştik!


Bu koşu olayına bayılıyorum. Geçiyorum 110 kişiyle koşu vaziyetine, iki kafa sağa sola yapıyorum başlıyorumkoşmaya. Mesafe 3000 metre. İlk 500 de herkes Hüseyin Bolt gibi yardırıyor. Sonra göt, göbek sahipleri yavaştan olmaları gereken yerlere doğru yavaşlıyor. Koşuyu bitirirken tek eksikliğim bir bardak çay.
/koşu boyunca can sıkıntısı işte!/

Bugün yine yardırdık. Ama diğer günlerden farklı bir gün yaşadık. Geçen hafta koşu sonrası ilk 5 kişiye verilen çift çarşı olayı

/olay şu; herkes dışarıya bakarken siz onların baktığı yerde oluyorsunuz hemde 2 gün üst üste!/

milleti baya galeyana getirdi. Kilo vermek için günde 1 öğün yemek yiyenlerinden tutun da bütün gece koğuşta koşturanlarına kadar her türlü hazırlığı yapmış olan birlik kankalarım hemoglobin seviyemin baş aşşaaa edilmesine sebep oldular. Yine o "çift çarşı" kazanan kutsal beşlide yerimi aldım almasına ama şu an klavyeye dokunurken bile ellerim titriyor. Son bin metre yazısını gördüğüm anda gerek nefesimi alacağım yeri şaşırmam gerekse inanılmaz çişimin gelmesi nedeniyle buraya kadar demiştim ama bu satırları yazamayacağımı, internetin bu keyifli dünyasında yer alamayacağımı düşüne düşüne kişisel gazı verdik bünyeye ve 3. bitirdik.

/hamdolsun!/

Yani bunları okumak kadar kolay şeyler değil bunlar. Bütün gece beraber çay içtiğim, kardeşim deyip sırtını okşadığım, sevgilime bir merhaba diyemedim bi kontör kartını gasp edim diyerek futursuzca kontör kartını aldığım arkadaşlarım bütün gece çapraz ateşe tuttular beni ve şahsım dolaylarında yatan diğer silah arkadaşlarımı. Horlama, kükreme, o.surma, sıvazlama, yardırma seslerinin tamamı sabahı ettirmiyor adama. Sabah kendime ilk geldiğimde

/vücudun ses ile beraber destek vericisi o müthiş kokuları bünyeden attığı sıralar!/

kendimi koşar buluyorum. "Koku yok!", "ses yok!" diye bağıra bağıra yardırıyorum inanınız ki. Sonra komutan çekiyor bir köşeye "bağırırken ne demek istedin!" diye soruyor.

/asker bir şeyi dolaylı olarak anlamaz yani!/

Şartların ağır olduğu bir gündü. Bulunduğumuz mevki Türkiye de ekvatora en yakın yer. Ama bugün ayrı bir sıcak olacağı sabah ki şartlardan belliydi; güneş bulutsuz gökyüzüne doğru acımasızca yükseliyor, havada kıpraşım oluşturacak kadar dahi esinti görülmüyordu. Köpeğimiz Raki' nin o gün sağ ağaca değil de sol ağaca işemesiyle de o günün inanılmaz sıcak olacağını garantiliyorduk.

/ki öyle de oldu!/

Bir takım arkadaşlar elbette olayda şikenin varlığından söz ettiler. Bu arkadaşların sayısı 7

/ve bu arkadaşlar koşmayan arkadaşlar arasındalar!/

Neymiş efendim biz olayı sabote etmişiz. Bu kadar sürede o kadar yol gelinmezmiş. Yani diyor ki kendi kendilerini çürüğe çıkarmış askerler biz gitmişiz demişiz ki aramızda; şimdi burada 110 asker kişi çok gizli bir meseleyi konuşacaz. geri kalan 7 kişiye sırf ibnelik olsun diye söylemedik ve çaktırmicaz. Olaya şöyle bi futur katalım filan filan filan....

/yuahh! yüzbaşının yıldızı artık!/

Elbette başarının bisürü baltalayıcısı olacaktık ama yemezler. Kendi kendime, kendimi kutlar başarılarımın devamını dilerim.

/amin!/

0 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!