23.8.10

Gizemli Tesadüflerin Bariz Düzeni!

Bugün bir USB kablo için evi dağıttım. Teknolojiyle ekonominin kesiştiği o kazıklama metodunun fotoğraf makinemize sağlamış olduğu hepsinden farklı USB kablosu için. Her hafta yeni bir icatla karşımıza çıkan teknoloji alemi her ürettiği teknolojik dübüre de ayrı USB kablosu üretmiş. Aynı markanın tükürük kadar uzağındaki modelinin farklı kablosu var. İnsan evde harıl harıl kablo ararken kaybeden beynine değil o kabloyu evdeki 6 kablodan farklı icat etmiş beyinlere küfretsin diye herhal.

Daha önce şortum için dökmüştüm evi. Halıların altına bile bakmıştım palmiye desenli arka fonunda buram buram mayami sahilleri yatan ruhumu dinlendiren şortum. Evde her bokun yerini bilen anam şortumun yerini bilmiyordu. Daha da dellenip pencere pervazlarının altlarında bile aramıştım. Yılmadan çalışmalarımın devamını anlayan annem itiraf etti sonunda. Meğer ben askerdeyken bu bizim ev taşıma göçebeliği sırasında annem bu taşınması inanılmaz meşakatli şortu koymuş bi torbaya çöpe göndermiş. Çöpe götüren yavru ağzı yolda bi bakmış poşette cillop gibi şort. Gitmiş anneme "deyze ben bunu atmiyim yaf geyerim ben bunu" diye "manyah mısın gadın sen atılır mı bu lan geyilecek bişi bu atılacah deel!" mesajı vermiş vermesinde de sonuç, çocuğun şu an götünde olan mayami şortu artık benim değil. 1990 model kapakları açılmayan, radyosu çalışmayan teyip daha mı taşınır gelmiş bilemiyorum. Gerçi neyim gelmiş ki eski evden şortum gelsin. Her eski komşulardan bi arkadaşla görüştüğümde bi giysisine "ulan ben bunu bi yerden hatırlıyom" diye gözlerde flulaşma geçirmekten gerçek hayata geçemiyorum.

Tecrübelerimin bu dürtüşü bana kablonun da akibetinin farklı olmadığını söyledi. Aramaları sonuçlandırıyordum ki o anda bi karne geçti elime. Lise karnesi. Benim. Daha 1 senesini doldurmayan mayami şortum yok. Ama yerini, ismini bile unuttuğumun hatırlasamda yerine de ismine de kodumun lisesinin karnesi var. O taşınmış. Haaa demekki neymiiş? Eve gelen misafirlerimize, kabakulağın olmadığı o müsbet gıybet saatlerinde, nasıl rezil bi insanın evlat diye evde yaşatıldığı acitasyonu buradan verilmekte. Elden ele gezen karneye baş parmak çenede "uuuuuu cuk cuk cuk yazıhh yazııhh!" tepkilerinin modası kalkmadı demek. Tükenmez kalemle çember içine alınmış yerler gözüme çarpıyor. Oralar da annemin "Bahın ordaki 1 leri de 4 yapmış hep yaaahh!" ları olmalı zira okurken 4 le 1 arasında kaldığım yerler onlar.

Bi tek ben miydim o karnede notu değiştiren ahlaksız çocuk? O zaman ben parasızlıktan duvarın dibinde notları değiştirirken kırtasiyede sıra kapmak için koşturan zengin çocuklarını ilkin ahlak sözlüsüne mi sokuyordu cetvel, pergel, gönye satan yer? Çocuklar zengin fakir gözetmeksizin maddiyatına göre not değişirken büyükler kendilerine hep pekiyi veriyormuş demek. Kelimler aşkına pekiyi o zaman.

Ben eve ilk kez zayıflı karne getirdiğimde hiç tırsmamıştım. Babam "bu ne lan" diye sorarken ben üstüme bile almadım karneye soruyor diye bende karneye sordum "o ne lan cevap versene babama karne!" dedim??! "Biz sağa iyi not alasın diye yapmadıh mı bi ton bıdı bıdıyı, almadıh mı fıdı fıdıyı, anan süpürgeye benzesin diye boyatmadı mı sarıya saçlarını!" Hesap soruşları, cevap yerine atılan mal mal bakışlar, alttan titreyen pipinin ucuna dayanmış sidik tanesi... Ha bizim evde bu olurken diğer zayıfçıların evinde "ayh hakan psikoloğa mı gitsek çocuumuzun moralını şapmasak" çocuklar duymasın repliği dönmüyor tabi. Kırtasiyedeki kuyruğu, iç güdüleriyle şuursuzca sıraya girmiş kardeşlerim yapmıyor dimi sonuçta? Tabi annem anlamadığı karnenin kötü olduğunu anlayınca önüne gelene "bizim oğlan mafetti bizi gahrolduh. mafetti gahrolduh." diye kötüleme cümlesini kurmuş bütün gün sayıklamış.

Sonraki akşam tahminim tuttu. Annem babama beni dövmesi gazını verdi. Ben o gazı çok iyi tanırım. İlkin yarım saat adamın kafasını bunalık mantığa sokup, dövdürüp sonra "ahh elin gırılsın öle vurulur mu çocuğaaa" gazı. Ama babam çok şefkatli adamdı. Hayatta bayıltmadan dövmezdi. O yüzden her dayak mutlaka yumrukla başlardı. Bayıldığımı sözle, ayak dürtüklemesiyle anladıktan sonra, eşeğin sudan gelmesi, bazen abartıp eşeğin şeyine su kaçmasına yakın bitirirdi seansını. Gece saatlerinde tek başına tırsarak oturduğum odaya  "al lağn sana meyve salatası yaptım" diye 2 dilim portakal yolda yarısını yediği bir dilim elmayı  bırakır giderdi.

Önemli olan pekiyileri doldurmakmış anladık. Karnenin sol tarafı 5 ler le dolsun sağ tarafına düşünceler kısmına "valla sayın veli oğlunuz çatır çatır pekiyileri almakta ama karakter olarak pek iyi bi adam değil. Pezevengin teki afedersiniz. Evde nasıldır bilmem de okulda tam bir godoş. Yarın öbürgün okulun önünde karı bile pazarlar bu şerefsiz. Aman dikkat sayın veli." yazsalar kimse okumaz. Okuyanda "amann 2. dönem düzeltirsin orayı da" der geçer. Onu da zamanında anladık.

Şimdi anladığımız da benim evde bi şeyimin kaybolmaması için, değer görmesi için evde başkalarının da işine yaraması lazımmış /ki en çok da onu anladık.

4 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

C3Moi dedi ki...

Ne zaman evde bişey arasam bulamam. Anneme sorarım ve cevap şu olur; nerden bileyim...

Halbuki kendisi saklamıştır. Daha kötüsü gelir ve baktığım yerden kayıp eşyamı çıkarır.

Buradan çıkaracağımız sonuç şu oluyo malesef; Onlar her şeyin yerini bilir ama... aması var işte.

Azze dedi ki...

Değildir öyle, mülkiyeti sadece sana ait diye ekstra özensiz davranmıyolardır. Eminim, sor kardeşlerine, onların da hawai gömlekleri kaybolmuştur, babanın piknik atleti, annenin 6 numara tığı...

üzüldün yea bildiğin?!

duyguseli dedi ki...

Benim annemde tam tersi,giymediğim kıyafetlerimi vermeye kalkıyorum.
Evde giyersin kaç para verdik ona,ucuz giyinmiosun ki veremeyiz koy dolaba ben giyerim sen giymezsen diyor. Saklıyor sonra bir yerlere kendi de giymiyor ama.

KabaKulak dedi ki...

/C3Moi/ kanka biz bu psiholojik şeyi nasıl alt etçez la.

/Azze/ dolabın önünde bi tek ben galıyom ulan benim daha çoh giyeceğim yoh muydu diye. milletin havayisi, venediği dolabında yalan mı söylüyom kasıt var la :(

/duyguseli/ işte benim isyanımda o nohtaya kişiye özel eşya mı kaybolur la. kaybetse ya babamın kravatının ahestesini. o zaman izleriz babamın slalomunu.

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!