8.12.12

Biz Bilmeyiz Büyük Şehirde Gaz Çıkarmayı!

Selam maralım. times new roman yazılım, 11 punto boyutla arada kalanım, tırnak işareti araları boş kalanım, can dostum, rumuzumun sonu blogspot.com' lum.. 

Duydum gönül koymuşsun bana, gelmiyor demişsin. Yedi ay önce ballandırarak turp yerken yazdı en son, o turp ossuruk oldu, iki cümle arası terlemiş koltuk altı koktu ama gelmedi demişsin. Haklısın ne diyeyim.. "Hayatım o kadar güzel oldu ki seni unuttum" dememi mi bekliyorsun? Değil bannerine kurban olduğum.. Benim yüreğimde burukluk, moralimde bozukluk, gözümde miyop, aklımda kıtlık, sağ kulağımda çekme, iki hafta önce son paramla aldığım pantolonum da nar suyu oldu. Anam çıkaramadı, "bi daha bu eve nar mar girmeyecek! halının haline bahh yarabbim" dedi Allah'a halıyı sordu pantolonumla ilgilenmedi..

Hayat acımasız kontrol paneline kurban olduğum, her ay 99 lira bayıldığım internetim olmasa sen de yoksun. Ben tekrar göç ediyorum sanırım. Bu sefer yolumuz İstanbul'a düşecek gibi, içim darlanıyor çünkü, biz Erzurum çocuklarına her yer zor ama İstanbul daha zor. İstanbul yazarken bile elim alışmamış. Klavyede bütün illeri yaz deseler en yavaş İstanbul'u yazarım. İstanbul'u bi' arkadaşımla metrobüs sırası beklerken tanıdım. Meğer metrobüste sıra beklenmiyormuş mesela. Öndeki arkadaşı tekmelemek zuhruyla biniliyormuş o araca, inerken yine müsade 43 numara ayakkabıyla isteniyor haliyle..

Bi' bayanın kafatasını delmişliğim vardır alışveriş merkezinden çıkarken. Dirseğimle nasıl koyduysam kadının saçlar patladı, gözleri şaşı baktı döndüm özür dileyeyim diye kadın saçları toparlaya toparlaya hızlı hızlı uzaklaştı. Bari sen özür dileseydin dedim içimden dirseğimi hissetmedim koca altı gün. Ama onun da acelesi vardı hasılı.

Ben gezme&tozma&fink atma turizmi yaptığım zamanlarda akşama kadar vaktim varken bir ara kendime geldiğimde bi' ulaşım aracına koşarken buluyorum kendimi bazen. Yani toplumun beyne yaptığı son somut hamle budur herhalde. Ulan herkesin işi gücü var koşuyor? Sen niye koşuyorsun Kabakulak Forrestoğlu? Öyle bir şehir işte. "Yutar adamı" ile "seni mahvetmeye geldim İstanbul!" arasında bir şehir.. Yaşamak zor, ben hep kolayı sevmiştim oysa ki. Bir dolmuşla bir şehrin tamamını 20dk da gezebilmek şehrin küçüklüğünü değil, yaşamın kolaylığını doğal olarak huzuru temsil ederdi. 

İstanbul bana ne yapar, ben ne yer ne içerim o şehirde bilmem ama ne yaparsa kabulüm artık. Anam da hem belki ellerini kafasının arasına alır bi' düşünür, halısı mı kıymetli oğluşunun pantolonu mu...

Başka da çıkar yolumuz kalmadı dingin şehrin güzel çocuğu bloğum. Bana dua et. Yine gelcem çok yakında göçmeden. Canımsın. öptm. by.

2 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

:))) Nerelerdesin kabakulak kardeşim.
Bi varsın bi yoksun masal gibisin ...
İstanbul'a gelince haber et davul zurna ile karşılayalım seni.
Neyse hayırlısı olsun hakkında kardeşim.
SEvgiler ...

Ali Degismis dedi ki...

Merhaba çok güzel içerik çok faydalı ve güzel. Makalenizi beğendim. Sitenizin insanlara faydalı olduğunu düşünüyorum. Web sitenizin beklenen ilgiyi göreceği kanısındayım.

İyi çalışmalar.

web tasarım firma sitesi site satın al web tasarım online destek


Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!