8.6.12

Ses Ver Blog Ahalisi!

Evet son iki yazımızda sevgiliye attığımız pandiklerden bahsettikten sonra yine kendimle karşınızdayım efendim. Ama daha önce bişe sorcam, bu blogger ahalisine ne olmuş kardeşim? Herkesin kolayına mı gelmiş tweet atmak, onları "follow"lamak, hamakta sallanmak, armutları ballandırmak? Blog tarihi hazin günlerini yaşıyormuş gibime geldi.. Bu blogcu arkadaşların misyonlarını bir üst basamağa taşıyıp kitap çıkarmaların eseri. Değilse kurşun döktürmeli millete, akıllar başa alınmalı. Yazınız efendim, reca edeceğim. Tamam benim de eleştirdiğim ergenlik kelimeleri vardır, aynı zamanda kurduğum babasız cümlelerim nedeniyle eleştirilmişliğim. Ama yazmanın önünde engel midir? Değildir değerli vatandaş. Bırakınız bir kişi izlemesin sayfanızı, bırakınız yanlışlık eseri bile görülmüş tek bir yazınız olmasın, hiç bir kitabın kapağında mistik havalarda gezinen gizemli fotoğraflarınız olmasın. Ama yazınız.

Ben ufacıklardayken beni üzen şeyleri kendi meşrebimde yazardım. İç organlarımın farkında olmadığım ve gözle görünür organlarımın bir çoğunun da ne işe yaradığını bilmediğim zamanlarda H.E. adlı öğretmenimin cetvelle suratıma vurduğunu "örtmen suratıma cetvelle vurdu kabardı yanağım çok acıyor" diye yazarken lise sonda S.Ö adlı hocadan yediğim sağlam dayağı"hayvanoğlu hayvanın çocuğu, insan insana öyle mi vurur pesefenk evladı, bişe diyim mi sevgili kağıt bu herifin anası yada babası eşşek lan! yada at! iki insan ürünü bi organizma böyle dövemez, piç! anasını eşekler dürtsün bunun!" diye tasvir etmişim. İşin ilginci herkes de böyle birşey yapıyor zannetmişim.. Değilmiş. Ama ben sonuçta yazmış rahat etmişim.

Lise zamanlarımda şimdilerde radyo programı yapan Zeki Kayahan Coşkun adlı minik, sempatik, zeki, olgun sever büyüğümüz gazetenin bir ekinde Zeki'yle Zekice adlı bir köşede yazıyor, ben de bir yandan yazılarını okuyor bir yandan ne derdim varsa ona yazıyorum. Helal olsun adama her hafta beni muhatap alıyor, hayretler içine düşüyordum; ne şaşırıyordum arkadaş.. Baya devam etti o gazete eki, Zeki'nin yazıları, ona anlattıklarım ve onun bana cevapları.. O zamanlar bilgisayarla alakalı işlerle uğraştığımdan her hafta aldığım gazeteyi sonradan eksen kayması yaşamam nedeniyle Zeki Kayahan Coşkun okumak için alıyordum. O zamanlardan sakladığım tüm küpürleri askerlik vazifesi nedeniyle ayrıldığım evimden torlayıp toplayıp, hiç üşenmeyip, gözünün yaşına bakmayıp bir kalemde çöpe gönderen anneme de burdan hemen tüm yazılarda olduğu gibi yine sevgilerimi gönderiyorum ayrıca.

Şimdi bunu neden söylüyorum bilir misin sevgili jakabo?

Büyük ihtimal Zeki Kayahan Coşkun beni hatırlamaz. Hatırlasa bile o zamanlar hastası olduğu kırmızı ferrarisine elletmez. Elletse de elletmese de farketmez. Farkeden şey; o yazıların benim için kıymetli olması. O bunu kesin bilmiyordur. Onun o yazıları yazmasının yalın maksadı paramı alıyorum işime bakıyorum anlayışı da olabilir, birilerine birşeyler anlatıyorum o yüzden yazmalıyım da bu da benim için diğer bir farketmez. Benim için kıymetliydi ve çok güzeldi bu yeterli.

O kadar Zeki abiye bok attık şunu hatırlamıyordur, bunu da hatırlamıyordur diye ama şu an bu yazıyı okuyan bir çok kişinin de o yazılardan haberi olmadığına dair itina ile kulaklarımın kalıbını bastırırım. Zaten yazılan yazının birileri için anlamı olması demek; herkes için anlamlı olması anlamına gelemez. O yüzden yazdığınız şeylerin kime ne vurduğunu çok düşünmemeli ve yazmalısınız arkadaşlar. Bunu yapınız reca ediyorum. Birine sövmek isteyebilirsiniz. Benim gibi sevgilinize attığınız kazığı, ananızdan çektiğinizi, işsizliğinizi, padişahın sol tarafını yazabilirsiniz bir çoğu sizin için utanılacak bir mesele olabilir ama siz imkan varken yazınız.

Yasak olacak dediniz, bloglarımız engellenecek dediniz. Kimsenin çüküne olmadı afedersiniz. Hala "haydar" yazdığınızda dahi yazılarınız okunabilir halde. O yüzden kıvırmayalım. Birileri sizi okuduğunda çok hızlıca windowsun en büyük nimeti sağ en üstteki çarpıya basıp müsade isteyecekken; birileri tekrar okumak üzere kesinlikle simge durumuna küçültecektir. Ayrıca şifa olarak da kalbe iyi gelir görüşündeyim. Diyeceğim odur ki bloğumuza sahip çıkalım efendim..

6 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

Gökbey Uluç dedi ki...

Yazma konusunda olan ilginizden ötürü sizi kutluyorum. Yazmanın verdiği mutluluğa erişenleri hep severim. Varolunuz. ;)

Kabakulak Kocakulakoğlu dedi ki...

Evet. Salt amacı mutlu olmak olmasa da insanda rahatlamaktan doğan bir mutluluk yaratıyor.. İnşallah herkes yazmanın kıymetini anlar da bi el atarlar şu işin ucuna. Yoksa okuyalım diye düşcez yine kitap peşine :)

son kıllanma tarihi dedi ki...

Uzun zamandır blog yazmayı geçtim, okumayı bile bir kenara bırakmıştım. Ama önce blog okumaya tekrar başladım, sonra da tekrar bloguma geri döndüm(kusura bakma arkadaşım, senin yazından önce oldu bu:)). Ama blog okumayı bıraktığım dönemde şunu fark ettim ki, senin yazılarını okumayı gerçekten çok özlemişim:) Sakın o eleştirdiğin blog yazarlarından olayım deme:D

Mia Wallace dedi ki...

bence sen kesinlikle aklına gelenleri taslaklara kaydetmelisin tam senlik bi iş.

Kabakulak Kocakulakoğlu dedi ki...

@son kıllanma tarihi; bloğun ve tarzın adamım :) bunları da sen bırakmıyosun kararlaştırıyız hatta, birbirimizi didikliyoz bakalım yazıyo mu diye.

@mia hatun onu deniyom senin yazıtından sonra :)) du bahalım ne çıkacak.

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

Dostum güzel bir yazıyla tekrar aramıza dönerek '' SES '' vermişş blog ahalisine:))) Süpriz oldu bu yazı bana. Hediye alsam bu kadar sevinmezdim falla)

Sen bizlere diyosun ama sende uzak kaldın yazmaktan bea kardeşim. Şahsen ben facebook,twiter çok kullanan bir insan değilim onlar benim blog yazma arzumu engelleyemez. Lakin az uzak kaldın mı blog yazmaktan gerisi geliyormuş onu çok iyi anladım. Blogların eski günlerine dönmesini bende çok istiyorum. (şu an bunun için bişey yapıyormuyum ? yapmıyorum :)) amaa yoğun birşekilde yazmaya başlayacağım inşş bende.

Dostum hep söylüyorum senin yazıların ayrı bir güzel. Sen uyuyan blog ahalisine sürekli ses ver, ses verki irkilsin gafletten bizim gibi üşengeç blog yazarları.

SEvgiler
Bu güzel yazı için teşekkürler dostum ...

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!