Pages

5.7.11

Hocam Başlığı Gençliğin Teknolojiyle İmtahanı Olarak Yazalım!

Lise zamanlarımızda önemli bazı tırsınç dakikalarımız vardı. Misal hocaya abesle iştigal soru sormak adamin suratını hocanın üstün kavrama özelliğine sahip elleriyle işgal etmesi demekti. Hocanın sorduğu soruya oturulan mevkiye göre pencerelere sürülmüş macunlara, duvardaki yarıklara yada sıranın üstüne kazınmış sevgili isimlerine sukut ederek bakmak, ilahi güçten bakılan yerde cevabın belirmesini, böyle içe doğru bi "oku!" mucizesi beklemek, hazin bir sonun habercisiydi keza. O zamanlar hoca dayaklarından sonra velilerin okul yönetimini "hepinizi Hakkariye sürdürceeğğem" diye kendini okul girişindeki demir kapıya zincirleyerek protesto eden hareketlerinin yerini varoş semtlerde "vay eşşolu eşşek demek hocadan dayak yidin!" dayağı, kral dairelerinde ise "çabuk odana murat can cezalısın harçlığından kescem ayrıca ahşama yemek filan yok" cezası olarak ayrı bir ebeveyn fırtınasına çeviren uygulamalar mevcuttu ki tam bir karanlık orta çağı, tam bir höyt deyince susan efendi ögrenci üstünlüğü politeryası hakim ülkede.

Sorsan şimdi bizimkiler hep kendini savunur öyle şeylerde "bizim zamanımızda şu yohtu bu yohtu zart olmazdı zurt için şu yapılırdı" iyi de babacığım yani tarihi kayıtlara bakıyoruz o zamanlar olmayıp bizim zamanımızda olan sadece renkli televizyonlar var, hadi biraz daha ötesinde kumandalı renkli televizyonlar olmuş. O da zaten babam kumandayı gömleğinin cebine koyardı tuşlarının ne işe yaradığını bile anlamazdık. Enteresan gizemli bi aygıttı sadece bizim için. Yani gömlek cebinde muhafaza edilen kumandanın kefareti okulda dayak nedeniyle yenilen 40 dakikalık dayaksa, şimdiki çocukların diri diri gömülmemesi şaşırtıcı bişe değil mi lan?

Benim zamanımda Nintendolarda Mario' ya zıplayınca "basınca zıplıyo lan" diye ağzı açık bakıyordum, onu da zıplatmak için anneme "anneee nooolurr Eren gillere misafirliğe gidek nooluur" diye yalvarıyordum. Teknolojiye en sık ulaştığım zamanlarım Eren' in ayağını kırmasına binayen her gün gittiğim "Eren' in evde canı çoh sıhılıyo şu kepçe arhadaşı gelsin biraz oynasınlar" zamanıdır ki o zamanlar da hep Eren Mario oluyodu ben Luigi. Bütün kutuları kırıp bana pis pis gerizekalı muamelesi yapan Eren'e tahammül etmişim, onun bile bi bedeli vardı demek istiyorum.

Olay bilgiye çabuk ulaşıyorduk ise, nerde üstadım? Hoca ödev verir gider halk kütüphanesine sabah girersin akşama kadar içi kurtlanmış kitaplardan yazar durursun. Hadi kitaplar eski zamandakilerden yeni diyecem de kapağında "mektebimin can-u alisi talebem Füsun Takar' a armağandır Tarih: 13.09.1943" yani kitabı yazan da, satan da, hediye eden de, hediyeyi alan da şu an rahmetli. Ölmüşlerine rahmet olsun diye çocukları halk eğitime bahşetmiş kitabı bu mudur imkan?

Şimdi ben de "bah şimdi ki çocuhların her şeyi var" bıdı bıdısı yapıp yeni neslin körpe beyinlerine taş atmak istemem de arkadaş 13 yaşındaki çocuk wikiliksin ülkeler arası gizli yazışmalarını 0,22 saniye içinde buluyor.

/süre googleda an içinde arama yapılarak bulunmuştur./

Ama buluyor mu? Yok! Okuyor mu? Yok! hayatı boyunca 2 tane kitap okumamış genç dimahlar çakma cümlelerden kendilerine feysbuk iletisi yapıyor. Geçen üniversite hocası konuşuyor "ödev verdim web sayfasını olduğu gibi getirmiş, worde bile atma gereği duymamış" diye yakınıyor peki dayak? Yok! dayak atılsın uğraşında değilim, biz neden dayak yedik onu soruyorum! Üniversite gençlerinin dinamizim kaynağını sosyal olanlar; çektirdikleri resimleri feysbukta paylaşanlar, evde mal mal oturanları ise bütün gün onları beğenenler, paylaşanlar oluşturuyor. Feysbuk hesabının donduğunu öğrenince tansiyonu düşen, bunalıma girip hayata küsen gençler, teknolojinin kendisine muhtaç ettiği, yönettiği insanlar ve ellerini ovuşturan zafer içindeki katipalizm. Böyle bir toplumda cehalet vazgeçilmez bir hıyarlıktır ki böyle bir hıyarizimden hiç bi cacık olmaz afedersiniz.

Dindar geçineni dinini bilmez, 5 şartı deyince şeyy "Allahh, Peygamberr, Melekkk, bidee ha şey oruç, oruç" diye sana bakar, kafasına eseni cennete gönderir esmeyeni cehennemde yakar, Tarihçisi "kardeşim ben tarih ohuyom benden iyi mi bilceksiniz Kanuni, Yavuz'un babası!" entelizmi yaratır. Fizikçisi "kuantum böyle şey gibi enteresan bişe" diye şaşırtır vb.vs. Böyle zengin bilgi kaynağı ortamında bilgisiz yetişen gençlerden internet kafelerde kantır, knight gibi çoklu oyunlar oynarken "beni bırahmayın lağğnn sıhın sıhın gafalarına sıghın!" dayanışması olur başka da bi bok olmaz.

Peki benden bi bok oldu mu? Olmadı. Ama diyebilir miyiz ki bunun Marioyu zıplatmakla alakası var diyemeyiz.O zaman dağılalım.....

4 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

pippi haşmet dedi ki...

Halamın torunu var. 12 f bursa.
Yeminle elime verseler dayaktan geçireceğim. Ben böyle konuşuyorum diye de Rabbim beni böyle veletle cezalandırmaz inşallah.
Bize geldiğinde sürekli bilgisayarımın başına. Tamam iyi kız ama bilgisayarımın yanında dana kadar kitaplık var. Bir bak.. İstediğin kitap varsa alabilirsin dedim. hee doğru kitap varmış burda dedi. 2buçuk metreye bir metre kitaplığı görmemiş.
Bir harf küçük bir harf büyük yazıyor. Saçma sapan bir şeyler işte.. Arkadaşları da mal kendi de mal anası babası da mal.. Ben bunu eleştirdiğim zaman, kıza müdahale ettiğim zaman kızlarını aklamak için her şeyi yapıyorlar, pis pis bakıyorlar bana..

pippi haşmet dedi ki...

-elektrik gidebilir diye basıverdim neme lazım, devam ediyorum-
"Bizim zamanımızda" ukalalığı yapacağım biraz ama biri beni eleştirdiği zaman anamlar bir kere bile beni savunmadı. Tamam iyi savunmaları iyi ama haksız mıyım kardeşim? Azıcık müdahale etsenize veledinize.
Amaaaaan anneleri babaları ne ki kendileri de ne olsun gerçi.

Öğretmen olabilseydim hepsinin burnundan fitil fitil getirecektim ama o fırsatı da kaçırdım. Şimdi yakaladığım çocuklara haddini bildirmekle yetiniyorum.

--
Bir de benim de Mario'm yoktu. Kuzende vardı, bir kere oynayabildim. Bir de çekingendim ben. Oyna oyna dediler, beceremem diye kabul etmedim sonra kabul ettim bir sardı ama işte bir daha da oynayamadım.
Liseye geldiğimde gazete veriyordu, aldım birkaç kez oynadım bozuldu. :)

SÖZÜN ÖZÜ - SALİH YILDIRIM dedi ki...

hahhaa :)))
Çok güzel bi yazıydı yine . kalemine sağlık kardeşim. Senin yazılarına çok gülüyorum ben ya. Allah'ta seni hep güldürsün emi dostum.
Adam yazıyor abii ! Alkıışşş :)))
(not: eski yazılarını bugün okudum yine çok güldüm kardeş. örnegin 2009-2010 ekim-kasım - aralık yazılarını özellikle tavsiye ederim şuana dek okumayan arkadaşlara )
Teşekkürler bu güzel yazı için.

SEvgiler ...

Kabakulak Kocakulakoğlu dedi ki...

@Haşmetim iste olay aslında kişileri filan aşmış durumda şu an. Senin bir gün oğretmen olupta fitil fitil burundan getireceğin an birileri am ortmen hanım bunlar daha çocuk diye bastırıyorlar olan senin stres yüklenen nöronlrına oluyor. Toplum bu işten sıyrılamayacaktır böyle giderse... Ayruca maryodan nefret ediyom pis kasketli pesefenk bi ton kuşu, kaplumbagayi olduruyo. Nerde gorulmuş kaplumbağanin değdiği adamın öldüğü :Pp

@sözün özü hocam Allah aşkına şimartma beni bah valla diyom sonra oturum kapat derken bile böyle bi fareye tıklayışım filan değişiyo, buyum lan ben kralım, blogger bensiz bi hiç, 2 ay yazmasam millet ne hale gelir lan! tribine giriyom... Yoh yoh tabi olmuyo öyle şeyler de içim kipraşiyo, hosuma gidiyo tırsıyorum :)

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!