23.5.10

Madem Bitti Ben de Unuturum!

İlginç bir şey yaptım kendim için; verdiğim sözü tuttum. Askerlik bitene kadar bir daha yazmıyorum dedim yazmadım. Ya ben bitecektim, ya askerlik, ya blog alemi ya da tüm dünya. Ama biri bitmeliydi.

Her çarşı izninde ayaklarım g.tüme vura vura internete yazı yazmaya koşuyor, kestane, fındık, fıstık, ceviz türü nerde kabuklu yemiş var hepsini yiyip “işte bunların kabuklarının yok oluşu gibi bende kabuklarımı kıracam bi günn!” diye kabuksal, sapıksal felsefik önermeler yapıyordum.

/sonra soluğu deliği kaybolmuş, sifonu zula olmuş tuvaletlerde alıyordum tabi!/

Zira her nereye baksam asker görüyordum. Asker; kamuflaj, silah, tesisat, palaska, yırtık çorap ve don… Bu “algıda hönkürme” geçirdiğim günlerin hesabını sordum uzun uzun. Hepsinin sorumlusu olarak ben çıktım. Öyle ya tamam asker ve/veya askerlik burnumun kılı kadar bana yakın. Ama bende de uzaklaşmak için en ufak bir kıpraşım yok. Hatta koştur internete, neymiş efem? İnternette de askerlik yazcam. hadi ya…O algı iyi ki sadece hönkürmeyle kalmış. Başkasının algısı adamın beynine tecavüz eder. Ses çıkaramazsın.

Peki yazmadıktan sonra çok mu güzel geçti?

Yok. Ama, çok kötü de olmadı. Ne biliyim daha bi gazete okur hale geldim, çarşılarda, internet kafelere değil çay bahçalarına sorulur olduğum. Muhabbet ortamlarına gark oldum. Asker misin sorularına “öğrenciyim” dedim. Ama burda üniversite yok diyenlere, “ben çılgın ve futursuz öğrenciyim!” dedim. Öyle kabul ettiler, öyle sevdiler. Muhabbet ortamı tabi. Yapılmayan çay hesapları, nöbet ortamlarında sidik torbamla fevkalade aramı bozdu. Anlayamıyordum. İçtiğim çayın intikamı mıydı bu gözlerim yaşarcasına tuttuğum çiş, nöbetin intikamı mı? Çünkü ne zaman çişimi yapmıştım sorusunun cevabı hep “az önceydi!”

/ortada kesin intikam var demek istiyor çişini tutan isyankâr! evet cinlere de inanıyor!/

Peki Bundan Sonra?

Bundan sonrası derken ben herşeyin başından bahsediyorum. Askerlik boyunca şunu tespit ettim hayat iki bölümden oluşuyor; 1- Askerlik, 2- Diğerleri.

Zaten askere gidene kadar bi bok anlamadım hayattan. Hatta anneme soruyorum. Babama soruyorum onlarda anlamamış. Yani benim nasıl oldu da büyüdüğüm, üniversite neyim bitirdiğim ve 331. Kısa Dönem olaraktan askerliğimi icra ettiğimi kimse bilmiyor. Ha ilgilenmiyor da. Hatta babam 5 ay askerlik yaptın 50 sene konuşma diye kendinin 18 ay yaptığının altını çiziyor. Ama yemezler. Askerlik askerliktir. Ayrıca babama laf koymak gibi olmasın. Askerlik öyle yan gelip yatma yeri de değil. 18 ay yatacağıma 5 ay koştum. Nolmuş?

/laf kime gitti belli değil! neyse kapatıyom slaçımı!/

Bundan sonra askerlikle ilgili konuşmalarımı büyük ihtimalle 60 yaşlarımda evlenebilmişsem torunlarıma, evlenememişsem,

/ki vay halime vay!/

Kendime anlatırım. Ama size anlatmam. Korkmayın. Ürkmeyin.

/bilin bakalım son cümlede kime seslendi!/

4 Kere Tükürdüler, Elhamdulillah...:

lithuas dedi ki...

hoşgeldin=)
askerlik yapmadım ama
kazı denilen şey de benim şalterin
ayarını değiştirdi
alman disiplini ne de olsa=)

KabaKulak dedi ki...

valla arkeologsun demek. Almanların herşeyi zor. Herşeyi. Herşeyi. :)):) Bak onların dedesi çok çalmış kazı ayağına bizim yarısı kırık heykeljiklerimizi. Öyle kazıda bulduklarını koltuk altı yapmasınlar. Kırılıyo :pP Varlığımız size emanet lithuas.

Bu arada hoşbuldum :)

lithuas dedi ki...

harbiden çok çalmışlar
ama bi yandan iyiki de calmışlar=)
o eserler burada kalsa kırık değil toz halinde olurdu
çimentonun içine felan katarlardı
hahaha=)

KabaKulak dedi ki...

Yeah. Bzimkilerde öyle yapmış :) ama adını hayır/hasenat koymuşlar. İyi niyet iyi iş bağlamında..:)

Yorum Gönder

Bir de sen tükür şu kulağın suratına!